30 Eylül 2016 Cuma

Karga ve Kız: Sosyal Mevzular #1 Kalıplar

Karga ve Kız: Sosyal Mevzular #1 Kalıplar: Kalıplar. İnsanları sığdırmaya çalışmanın bir manası olmayan yegane şeylerdir. Bir insanı dolaba, bir koliye hatta bavula bile sığdırıla...

29 Eylül 2016 Perşembe

taeyeon I (feat verbal jint) çevirisi




Gökyüzü ışık saçıyor
Bir çocuk altında duruyor
Düşteymişçesine uçuyorum
Hayatım bir güzellik

Sıklıkla bir yerlerde duyduğum bir hikaye
Çirkin ördek ve kuğu, uçmadan önceki bir kelebek
İnsanlar bilmiyor, senin kanatlarını göremiyorlar
Tanıştığın yeni dünya acımasız olabilir

Ama güçlü kız, uçmak için doğduğunu biliyorsun
Döktüğün gözyaşları, hissettiğin tüm acılar
Seni daha yüksek uçacağın güne hazırlamak içindi
Kelebek, herkes yakında görecek bunu

Gökyüzü ışık saçıyor
Bir çocuk altında duruyor
Düşteymişçesine uçuyorum
Hayatım bir güzellik

Unutulmuş hayal, tekrardan kalbime çizdim onu
Zor zamanların hepsini topladım ve yuttum
Ufak hatıralar beni uyandırdı birer birer
Beni açtı bütün dünyayı kaplayacakmışçasına

Uzun geceden sonra
Bir gezi için yola koyulmak istiyorum yine
"Neden olmasın?" bu dünyada
Kalbimi uyandıran sözler

Dün, yalnızdım
Sayısız bakış
Düşen gözyaşları
Başka bir güne karşı koydum yine
Dün, çekinceliydim
Dökülen onca sözcükten sarsılmış
Kendimi gizledim

Gökyüzü ışık saçıyor
Bir çocuk altında duruyor
Düşteymişçesine uçuyorum
Hayatım bir güzellik
Hayatım bir güzellik

Çiçekler solar
Zor zamanlar geçirdim ama ufacık bir ışığı takip ettim
Uzak görünen bir günde, hayallerimi uzağa yolladım
Görkemli bir şekilde uçuyorum

Gökyüzü ışık saçıyor
Yenilenmiş gözler
Uzaklara uç (yüksekten uç)
Sadece bana ait olan güzellik

Gözlerimi kapattığım an
Zaman durur
Ben tekrar yükselirim





27 Eylül 2016 Salı

IU twenty three çeviri -- yirmili yaşların ikilemleri, çelişkileri




23 yaşındayım
Bir bilmeceyim
Cevabı bulmaya çalış
23 yaşındayım
Sakın yanılma çünkü
Baya bi hassasım
Tahmin etmeye çalış

Bir grup 23
Şimdi biraz kadınsılaşıyor
Bi yere kadar güven bana eğer büyümüş gibiysem

Kurnaz 23
Hala gidecek uzun bir yol var, kızım
Eğer toy davranıyorsam
Kanmış gibi yap lütfen

Evet, gerçekten hoşlanıyorum şimdi
Hayır, açıkça söylüyorum vazgeçmek istiyorum
Oh evet aşık olmak istiyorum
Hayır, para kazanmayı tercih ederim
Tahmin etmeye çalış

Hangisi?
Yüzüme bakarak söyleyemezsin
Kalbinden geçenin aksini yüzüne yansıtmak gerçekten kolay
Hangisi?
Aslında ben de bilmiyorum
Başta tek bir satır bile yalan yazamazdım

Tilki gibi davranan ayı
Ayı gibi davranan tilki
Ya da tamamen başka biri

Hangisi?
Her neyse sadece birini seç
Güneşgözlüğüyle görülmek
Alışkın olduğum bir şey artık
Kontrol et

Korktuğum hiçbir şey yok
Kaba davransam bile
İnsanlar daima bana karşı nazik

Bana "merhaba" diyen kadın
Köşeyi döndükten sonra hala gülümsüyor mu?
Her zaman kaygılıyım

Daima çocuk kalmak istiyorum
Hayır, sulu bir kadın olmak istiyorum
Evet, ölü gibi sessiz yaşayacağım
Hayır, her şeyi tersine çevireceğim
Tahmin etmeye çalış

Hangisi?
Yüzüme bakarak söyleyemezsin
Kalbinden geçenin aksini yüzüne yansıtmak gerçekten kolay
Hangisi?
Aslında ben bile bilmiyorum
Başta tek bir satır bile yalan yazamazdım

Tilki gibi davranan ayı
Ayı gibi davranan tilki
Ya da tamamen başka biri

Hangisi?
Her neyse sadece birini seç
Güneşgözlüğüyle görünmek
Alışkın olduğum bir şey artık

Benden hoşlanmanı istiyorum
Biraz edepsiz olabilir miyim?
Benden hoşlanmanı istiyorum
Aklının zirvesinde olabilir miyim?
Tahmin etmeye çalış

Hangisi?
Yüzüme bakarak söyleyemezsin
Kalbinden geçenin aksini yüzüne yansıtmak gerçekten kolay
Hangisi?
Aslında ben de bilmiyorum
Başta tek bir satır bile yalan yazamazdım

Tilki gibi davranan ayı
Ayı gibi davranan tilki
Ya da tamamen başka biri

Hangisi?
Her neyse sadece birini seç
Güneşgözlüğüyle görünmek
Alışkın olduğum bir şey artık

25 Eylül 2016 Pazar

hayal mimi - HAYALLERİMİZZZ! :)


Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ya da zaman dilimi var mı?
En çok nelerin hayalini kurarsınız?

Şimdi bir bakalım... Ben küçükken daha fazla hayal kurardım, bu aralar artık hayalkırıklığına uğramak istemediğim için pek hayal kurmuyorum. Küçükken hep kendi hayallerimle vakit geçirir ve eğlenirdim; dış dünyayla, çevremdekilerle pek ilgilenmezdim. Bu biraz da içedönük kişiliğimden kaynaklı, asosyalliğimin kökleri de buna dayalı belki. O kadar çok hayal kurardımki hayallerde yaşardım. Serviste, derste sıkıldığım zamanlar, uyumadan önce, misafirlikte... :D Artık daha nadir hayal kuruyorum ve hayallerim daha kontrollü, gerçekçi. Daha çok müzik dinlerken hayal kurarım. Yine serviste, toplu taşıma araçlarında, gece yatarken kulaklığım hep kulağımda olur ve müzikle şarkı söylediğimi, dans ettiğimi, büyük bir şovu yürüttüğümü hayal ederim. Herkesin gözü bendedir ve kendinden emin bir şekilde iddialı hareketlerle dünyaya şarkımı haykırırım. :)
Pek hayal kurmuyorum derken gerçekleştirilebilecek hedeflerden bahsetmiyorum. Bu hayatta gerçekleştirmek istediğim hayallerim var ama ben o tür hayallerden bahsetmeye korkarım açıkçası çünkü bahsedip de başaramazsam çok üzülürüm. İsterimki o hayal içimde usul usul büyüsün ve ben kimse bilmese de onun için uğraşayım ve başardığımda gelen mutluluk bütün külfetlere değsin. :)

Şimdiye dek çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi? 

Hayır açıkçası. Fazla hayal kuran birisi olduğum için geçmişte hayallere kapılmak bunları hedef haline getirip gerçekleştirmeme engel oldu, işte bu yüzden eskisi kadar hayal kurmuyorum. Gerçeklerde yaşayıp hedeflere ulaşmak istiyorum.
İnternette bir çizim görmüştüm, anlatmak istediğimi çok iyi açıklıyor. Çizimde bir tarafta iki arkadaş var, diğer tarafta da tek başına bir kız. İki arkadaş şunu yapalım bunu yapalım diye sürekli hayal kurup eğleniyor, benim de arkadaşlarımla yapmaktan büyük zevk aldığım bir şeydir, fakat işte hayallere kapılıp gerçekleştirmek adına bir adım atmadıkları için seneler böyle boş geçiyor. Onlar hayal kurarken diğer kız eğlencesinden kesip çalışıyor, çabalıyor. Seneler sonra yalnız kızımız çalışmalarının karşılığını alıyor ve yüksek bir konuma geliyor. Hayattan istediklerini almış ve memnun bir şekilde "kendini gerçekleştirmiş" bir insan olarak yaşamına çalışarak devam ediyor. Diğer kızlarımız ise hala hayallerde yaşıyor.

Her dakikamız seçimlerle şekilleniyor ve bu seçimler geleceğimizi yapılandırıyor. Bu gerçeği akıldan çıkarmamak gerek sanırım.

Henüz gerçekleşmemiş ama illa da gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı? Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir? :D 

Pekala, birazını buraya yazayım da kamçılayıcı olur belki benim için. Ufak da olsa bir adım attım sonuçta. :D Öncelikle Erasmus'la İspanya'ya gitmek istiyorum, Kore'ye mutlaka bir sefer de olsa gitmek istiyorum ve bu sırada BTS konserine katılabilirsem çok güzel olur. 'İkizim' dediğim arkadaşımla eve çıkmak istiyorum. Bunların yanında bir de kafe açma hayalim var; aklımdaki o sıcak ortamı yaşama geçirmek istiyorum ama bu daha uzak bir hayal olduğu için öncelikle diğerlerini gerçekleştirmem gerektiği için aklımın bir köşesinde saklıyorum. :)


Vuaahh! :D Bu mimi çıkaran arkadaşımıza da beni mimleyen Deeptone'a da teşekkür ediyorum. İhtiyacım varmış böyle bir yazıya, iyi geldi. :)
Ve bunu okuyanları da mimliyorum. :D




BTS'in çıkış yaptığı şarkı bildiğim kadarıyla, no more dream. Sözler ne kadar güçlü olsa da görüntü pek sert değil ha? :D Onlar da büyüdü ama. :)

Hadi, hayal kuralım ve hayallerimiz için yaşayalım. :) 
Geç değil, tek bir adım yeter dönüşümü başlatmaya.

23 Eylül 2016 Cuma

sleepless nights the life reserved for me

Bu gece benimle kalacaktın, söz verdin.
Güvende hissetmet istiyorum. Güven hissetmek istiyorum.
Bırakmak istemeyeceğine emin olsam sarılırdım sana.
Gitme.
Hayaline sarıldım.
Sen bir kaya kadar serttin çünkü.
Ben, belki kayalıklara vuran fırtınalı dalgalar...
Hayalin sığınağım oldu.
Neydi ilişkilerdeki o sıcaklık, nedir o güven?
Gerçekler hep soğuk mu, ısınma ihtiyacımızı yanılsamaların sahte sıcaklığından mı sağlayacağız?
Yoksa kendi ateşim yok da tek üşüyen ben miyim?
Kucak açmayı beceremedim ki hiç.
Suç bende.
Uçurumdan kendim atladım... birinin tutmasını isteyerek.

Ya da asıl yanılsama bu soğuk mu?


                                  jihoo




BTS - save me 

20 Eylül 2016 Salı

bulletjournal

Yabancıların bulletjournal dedikleri bir şey var; ajanda-günlük karışımı bir defter. Sosyal medyada görüp duruyorum ve fotoğraflarına hayran hayran bakıyorum. Bu sene yapmak istediğim birçok şey, elde etmek istediğim başarılar olduğu için beni motive edeceğini düşünerek böyle bir defter düzenlemeye giriştim. 2016-2017 okul yılım boyunca bana eşlik edecek. Öğrendiğime göre bulletjournal normalde daha ayrıntılı ve düzenli bir defter; içindekiler kısmı var, hangi sayfada neyin olduğunu sayfa aralıklarıyla beraber ayarlayıp yazıyorlar falan, sayfa numaralarını da yazıyorlar tabi. Ama ben o kadar kasmayı düşünmüyorum; ince ayarla uğraşmak istemedim, üşendim. :)

Şimdi size yaptığım kadarıyla bulletjournal'ımı tanıtacağım. :)

Dış görünüşü solda görüldüğü gibi ve ince bir defter. Hazır ajanda almadım çünkü kısıtlayıcı olduğunu düşünüyorum ve bu bulletjournal daha çok kişinin kendi tasarımını yapmasını gerektiriyor. Büyük ve sayfaları boş olduğu için ,normal bir defter çünkü ajanda ya da günlük için tasarlanmamış, düzenleme ve istediğim tasarımı yapma konusunda rahat olacağını düşündüm. İnce bir defter seçtim çünkü bunu sürekli yanımda taşımayı planmıyorum, okula giderken de yanıma alacağım ve çantamda ağırlık yapmasını istemedim. Üniversiteye geçmiş olsam bile hala sırt çantası kullanıyor ve çalışacağım zamanlar da kitaplarımı yanımda götürüyorum.


İkinci fotoğrafta sol taraftaki turuncu kağıtta duygu yönetimi ve iyi iletişim için aklımda tutmam gerekenlerin yazdığı, en azından bir beceri olarak kazanmadan önce, gözümün önünde tumam gerektiğini düşündüğüm bin notum var.
Evet, iletişim problemim var. İçedönük biri olduğum için iletişim kurmada biraz zorluk çekiyorum. Zamanla biraz sosyal kaygı da geliştirmiş olabilirim. :S Neyse bu sene kendimi aşmaya niyetlendim, uğraşıyorum işte. Psikoloji ve kişisel gelişim kitapları okuyorum, youtube'da bazı kişisel gelişim videoları çeken kişileri izliyorum, meditasyon öğrenmeye çalışıyorum. Başarmak istiyorum. Ayaklarımın üzerine kalkmak istiyorum. Eksiklerim var, biliyorum. Bunları gidermek istiyorum. Aynı zamanda sahip olduğum cevheri de hissediyorum ve ortaya çıkarmak istiyorum. Hadi bakalım.  :) Devam ediyorum, konudan saptık. Sağ tarafa da yıllık hedeflerimi yazdım ve birkaç söz ekledim sayfaya.



Üçüncü fotoğrafta ilk sayfaya yapıştırdığım o kağıtlarda hoşuma giden ve beni motive eden sözler yazıyor. Aslında bu kağıtları duvarıma yapıştırmıştım fakat bantlar iyi tutmadığı için birkaç kağıdı çıkarmak zorunda kaldım ve ne yapsam diye düşünürken aklıma bulletjournal'ımda kullanmak geldi. :) Sevimli desenli bantlarımla yapıştırdım. ihi :D

Evet, neyse ciddiyetle devam edelim. Görüldüğü üzere orada hep İngilizce cümleler neyin var. Neden İngilizce yazıyorum? Bu kız iyice yabancılara mı özenmiş? Maybe. Ahah, hayır. :) İngilizce öğrenim görüyorum ve yabancı dil tekrar edilmeyince çabuk unutulan bir bilgi. Bütün yaz İngilizceyle ilgilenmeyip okula başlayınca da ilk günler dumura uğramış bir durumda olmak istemiyorum, İngilizce bilgimi canlı tutmak istediğim için beynimi o dile adapte etmek için böyle ufak yöntemler izliyorum.

Bu ayı hafta hafta sayfalara ayırdım. İlk sütuna günün cümlesini yazıyorum. İkinciyi günlük kayıt olarak kullanıyorum; o ufak kutucuklara gün içinde yaptığım etkinliklerin, çalışmalarımın raporunu yazıyorum. Son sütuna da gün içinde yapılacakların listesini yapıyorum.





 Bu ayın son haftasının sonuna aylık hedeflerimi okul başlamadan önce ve başladıktan sonra olmak üzere ikiye ayırarak yazdım. Ay sonunda yerine getirdiklerim yanlarına atılması için tiklerini bekliyor olacaklar. :)

Günlük rapordan sonra bir de aylık rapor tutmayı planlıyorum ve tabiki sene sonunda da yıllık rapor yazacağım.

Sadece planlar, sözler ve yapılması gerekenler bulunmayacak, aynı zamanda internetten ya da kitaplaradan edindiğim yararlı bilgileri de ekleyeceğim bu deftere. Son fotoğraftaki yazıyı tumblr'dan yazdım mesela; etkili öğrenme ve çalışma için altı ipucu (okurken): Aktif okuma, içgüdüsel tepkileri not etme ("açım!" gibi), önemli kısımları not etmek, yüzeyi kavramak, daha derin anlamı analiz etme, metni bir cümleyle özetleme.

Şimdilik bu kadar. :)


12 Eylül 2016 Pazartesi

bu yaz vücudumu nasıl şekillendirdim?

Yazın boşluğundan zamanımın bir kısmını da spora ayırdım, çok da değil ayrıca. Zayıflamak için değil de formda olmak için spora yöneldim. Egzersizle beraber endorfin hormonunun salgılandığını biliyordum ruh halime etkisin küçümsüyordum, deneyimledikten sonra ne kadar etkisi ve yararı olduğunu anladım. Egzersizlere boşluktan, formda kalma isteğinden, uyuyamama ve kabus görme sorunumdan dolayı başladım.
Önceden telefonuma indirdiğim Sworkit adlı bir uygulama vardı, bununla okul zamanı da egzersiz yapıyordum ama düzenli olmuyordu haliyle. Tatilde yine sworkitle egzersiz yapmaya devam ettim, aynı zamanda da kendimi erken kalkıp yürüyüş yapmaya alıştırmayı hedefledim. Yaptım da aslında hatırı sayılır bir süre böyle bir düzen oturttum, çok da iyi hissettirdi. Fakat yazları uyku problemim olduğu için arada ufak kesintiler yaşadım, şimdi ise tekrar başa döndüm ve kendimi tekrar erken kalkmaya zorluyorum. Egzersizlerimi yazın başında gündüzleri yaparken kabuslarımdan dolayı arkadaşımdan aldığım tavsiye üzerine yatmadan önce yapmaya başladım. 
Ne zaman, nerden keşfettim hatırlayamıyorum ama youtube'da blogilates diye bir kanal buldum ve oradaki kısa egzersizleri de sworkit egzersizlerine ekledim. 
Sonuç?
Öyle aman amanlık bir değişim sayılmaz belki hatta arkadaşlarımdan bazıları baksa önceki ve sonraki halimin farkını da bulamaz belki ama ben farkı görüyorum ve sonuçtan memnunum dolayısıyla da egzersiz yapmayı yaşam tarzımın bir parçası haline getirmeyi düşünüyorum.
Etkileri şunlar oldu: Hafiften kaslarım belirginleşti, belki çoğu kadının istemeyeceği bir şey ama ben hafif kas görünümünü beğeniyorum, aynı zamanda özellikle üst vücudum toparlanıp bir şekle kavuştu ki bu beni en memnun eden etkisi oldu çünkü eskiden giysilerin sadece üzerimde durduklarını hissederdim şimdi giysileri taşıdığımı hissedebiliyorum. Özellikle benim yaşımda birisi için müthiş bir şey bu çünkü ergenlikten yetişkinliğe geçiyorsunuz yavaş yavaş ve zaten yüzümden dolayı küçük gösteriyorum, kendimi yaşıtlarımla kıyasladığımda görüntümü yetersiz buluyordum. Kollarım kalınlaştı, kaslarım ortaya çıktı ve omuzlarım biraz genişleyip şekle kavuştu. 
Üzerimde oluşan bütün bu değişiklikler kendime olan güvenimi bir yönden geliştirirken aynı zamanda bunu dışa vurduğum için insanların beni algılayış biçimlerini de etkileyecek. Bu sözüm yüzeysel bir düşünce olarak algılanmasın sakın çünkü ben de dış görünüme aşırı önem verilmesinin şekilciliğe kaçtığını düşünsem hatta görünüme dikkat ederek değil de insanların konuşma şekillerine dikkat ederek değerlendirilmesinin daha uygun olduğunu düşünsem ve hala çevremdeki insanların yüzeysel ve kendini beğenmiş, egoya hizmet eden eleştirilerine sinir olsam da dış görünüş istesek de istemesek de bizleri etkiliyor. Derin ve kolayca değiştirilemeyen bir bilgi geçmişine sahip algı sistemimiz. Ayrıca kişisel gelişim videolarında ya da kitaplarında bile bu konuya değiniliyor. 

9 Eylül 2016 Cuma

tek başıma nasıl yabancı dil öğreniyorum? :)

Bu sene üniversitede İspanyolca dersi almıştım fakat okulda yalnızca iki kur alınabildiği için tek başıma öğrenmeye devam ediyorum. Bunun yanında bi Korece merakı vardı zaten önceki yazlarda alfabeyi öğrenip biraz çalışmıştım. Bu yaz da tek başıma düzenli bir şekilde İspanyolca ve Korece çalıştım, fena da ilerlemedim.
Peki evde tek başıma hiçbir kursa para harcamadan nasıl dil öğreniyorum?
İspanyolca notlarım
Yabancı dil öğrenimine yardımcı birçok site var fakat bir çoğu da ücretli. Benim İspanyolcada yararlandığım siteler duolingo ile studyspanish: Duolingo size kelime öğrenimi, telaffuz, cümle yapısı konusunda destek sağlıyor ve program içinde lingot biriktirerek ulaştığınız yeni imkanlarla sizi motive ediyor fakat daha çok pratik ağırlıklı yani derinlemesine bir öğrenim sağlanabileceğini düşünmüyorum oradan. Bu sebeple duolingonun yanında studyspanish sitesini de kullanıyorum. Studyspanish size dilbilgisi ağırlıklı sistemli bir öğrenim sağlıyor. Testlerinin çoğu ücretli olsa da yine bir- iki test çözme imkanınız oluyor.
Kulağım İspanyolcanın hızına alışsın, kelimelerini yakalayabilsin diye de youtube'dan videolar izliyorum. Easy Spanish adında bir kanala abone oldum; sokakta vatandaşlarla yaptıkları ufak röportajların videolarını veriyorlar.
Korece notlarım
Korece'ye gelince onun için tek kaynak kullanıyorum. Yine youtube'de seemile diye bir kanal var, yabancılara Korece öğretmek için kurulmuş, onun İngilizce dilinde olanından çalışıyorum Koreceyi. Arada da TalkToMeInKorean adlı kanalın Catch The Wave videolarını izliyorum. Bu videolarda anlamı ya da söylenişi birbirine benzediği için kullanımda zorluk yaşatabilecek kelimelerin karşılaştırmalarını yapıyorlar, farkını gösterip cümle örneği veriyorlar. Kısa videolar oldukları için de sıkıcı gelmiyor. :) Kulak aşinalığına gelince uzun zamandır Kore dizileri izlediğim için o yönden şanslıyım. :D

kendi boyadığım ahşap kutunun içindeki kelime kartlarım ;D

7 Eylül 2016 Çarşamba

Lyric

Lyric yanlış anlaşılmıştı. İnsanlar tarafından bencilce yargılanmıştı. İletişim yeteneği körelmiş biri olarak kuleye benzer fakat çok büyük olmayan taş bir binada bir kedi, bir köpek, karga ve baykuşuyla arkadaşlık ederek yaşıyordu. İnsanlardan daha iyi iletişim kuruyordu bu canlılarla.
Toplum üstü kapalı reddetmişti ilk önce. Sonrada başlarında plastik haleleriyle aşağılamıştı. Aslında oraya dönmeyi hiç istemiyordu ama buna mecburdu. Tembellik onu mutlu etmiyordu ve onun hedefleri vardı. Dört duvararasında yenilgiyi ve tüm dayatmaları kabul etmek istemiyordu.
İçinde potansiyel vardı ve başarıyı, her gün toplum içinde "önemli" rolü kesen birçok insandan daha çok hakkediyordu, biliyordu bunu.
Dışarıda ruhuna ve aklına hitap edebilecek, belki kalbine dokunabilecek insanlar olduğunu da biliyordu. O tek adımı atacak cesareti bulabilseydi. Üstelik kendi isteklerinden öte ona ihtiyacı olan insanlar da vardı dışarıda, henüz gözlerine bakıp ellerinden tutamasa da.
Geçmişin hayaletleri ve geleceğin korkusu Lyric'e uykusuz geceler yaşatıyor, uyuyamadıkça kendi karanlığına gömülüyor, her şeyden elini çektiği zamanlar oluyordu.
Bir geceyarısı kapısının posta gözünden atılan mektup Lyric'in aydınlığına giden yola ulaştıracaktı.
Mektupta şunlar yazıyordu:

Gel, senin gibiler için kurulmuş bir topluluğumuz var; rahatsız edilmeyeceğin ve aynı zamanda yalnız hissetmeyeceğin.


Mektubu okuduktan sonra fark etmişti ki kağıt vanilya kokuyordu.
O günden sonra Lyric'in macerası başladı.
Ertesi gün sabah beşte kapı zili çaldı. Lyric'e pek misafir gelmezdi, hele de saat beşte, daha gün ağarmamışken. Mutfaktan kaptığı bıçakla köpeğinin de korumasıyla kapıyı açtı. Karşısında siyah frak giyen uzun boylu iki adam vardı. Fakat bu da neydi böyle? Bu dönemde günlük yaşamda frak giyen adamlar mı?! Uyanamamıştı da fantazi mi kuruyordu yoksa? Çaktırmadan bacağını çimdikledi, sadece canı yanmıştı ve adamlar hala oldukları yerde duruyordu. Bir tanesi durduğu yerde parmak uçlarında hafifçe yükselip eski konumuna gelmişti dikkati çekmek isteyerek aynı zamanda boğazını da temizleyip kibar bir usülle açıklamalarını yaptı. Mektubunu aldığı topluluğun üyelerindendiler ve Lyric'i almak için gönderilmişlerdi. Lyric'ten hazırlanmasını ve kendilerinin eşliğinde topluluklarının mekanına teşrif etmesini rica ettiler.
Tüm bunlar Lyric'i afallatmıştı. Merakı adamlara itiraz etmesini engelliyordu. Şaşkın bir ifadeyle giyindikten sonra yavrularına veda etti ve çıkmadan önce olur ya, iki tane upuzun siyah frak giyen adamla nereye gittiğini bilmiyor, kendini korumak zorunda kalırsa diye genelde yastık altında sakladığı küçük bıçağını bağıyla beraber bacağına taktı.
Dışarı çıkıp siyah eski model arabayı görünce adamların aslına üç kişi olduğunu gördü, bir de şoför vardı. Arabanın arka koltuğunda iki adamın arasında yolculuk ederken kimseden ses çıkmıyordu. İçlerinden biri ön koltuğa geçse iyi olurdu aslında ama geçmemişti çünkü ön koltukta siyah bir Pug oturuyordu. Gergindi, buna rağmen dikiz aynasından arka koltukta oluşturdukları sıkışmış ve bozuntuya vermeyen üçlüyü görünce gülesi gelmişti.

                 jihoo

1 Eylül 2016 Perşembe

usul dalgalar

Ve ben hala inciniyorum.
Acıma. Acıma. Acıma.
Büyü. Büyü. Büyü.
Bir temiz sayfa daha.
Yapamıyorum.
Unutmak gerek bütün duygusal anıları.
Anıları...

Sadece kendine dayan, bunu ne zaman öğreneceksin?!

Eksiklerini kafaya takıp kendini geriye çekme.
Her türlü eksiğin çıkacak zaten.
Sen yapman gerekeni yap, elinden geldiğince çok şey kat hayata ve bırak sözleriyle batırsınlar hançerleri,
Parmaklarıyla ifşa etsinler kusurlarını,
Her bir bakış bıçak gibi kessin derini...
Her türlü yapacaklar bunu, her şekilde yaşayacaksın.
Yürümeye ve yapman gerekeni yapmaya devam et.
Bu dünyaya ne için geldiysen onu yap ve sonrasında, tamamlanmış görevinin rahatlığıyla öl.

Belki sen de herkes gibi düşeceksin. Hatta belki de sen düşeceksin ve diğerleri yukarıdan seni izleyecek. Fakat düşüş yine düşüş olsa da nasıl olacağını sen belirleyeceksin.

Bırak aptal yerine koysunlar, zekan sana kalsın. Parlak şeyler ehli olmayanları kör eder. 

I wanna be something different than all these people are; I am for that.


                                                                                                                           Jihoo



                                       
madame is coming - rachel portman