25 Temmuz 2016 Pazartesi

"Le vent se lève!... Il faut tenter de vivre!"

ben hala unutamadım edilen her bir lafı, ne kadar istesem de
hala acı çekiyorum, ama her acının kaynağında bir gül açtıracağım
sabır ve nezaketle


"Rüzgar yükseliyor, yaşama tutunmamız gerek"
                                                     Hayao Miyazaki'nin Rüzgar Yükseliyor adlı animesinden Paul Valery'nin dizesi






kill them with kindness

21 Temmuz 2016 Perşembe

karşıma aldım, konuştum

İşi öğreneceksin ve emin adımlarla ayaklanmış bir heykel gibi yürüyeceksin sokaklarda. Öyleki sana büyümeni söyleyen öğretmen bile şaşıracak etkini görünce.
Herkes yalnız yürüyor kendi yolunda ve her zaman yanında bulacağın tek dostun sensin, bunun aksi bir yanılsamadır sadece.
Merak et. Keşfet. Keşfettiğini öğren ve öğrendiğini göster.
Geçmişin hayaletlerini bir bir gönder ait oldukları yere.
Kalbini kıranlara karşı ulaşılmaz ol, kalbini kazananlardan saklama kendini.
Sabret ve korkma denemekten.
Gözlerinde ay parıltısı olanlardan kaçırma gözlerini.
Vazgeçme sevmekten, hata yaparım, diye. Unutma seni sen olduğun için seven ve farklılığını kabul edenleri.
Artık geri çekme kendini, ait olduğun yer arkası değil. Öne at kendini, hakkettiğin fakat vaktinde yürümeye cesaret demediğin yolların var.



Beyonce'nin en sevdiğim şarkısı. Güç ve feminizm fışkırıyor bu şarkıdan. Beni kendime getiriyor bu şarkı. Eskiden American pop şarkılarını pek sevmezdim, kadını sex unsuru olarak ortaya attıkları ve daha çok erkek zevkine hizmet ettiğini düşündüğüm için. İtici gelirdi, bana hitap ediyormuş gibi hissetmezdim ve sinir olurdum. Pop şarkılardan sevdiğim tek tük şarkı olurdu. Yine pek bana göre değil pop kültürü ama şu an şarkı sözlerini daha iyi anladıkça içimdeki öfkeyi, kırgınlığı ya da daha başka karmaşık ve dışarı yansıtılamamış duyguları anlattığını fark ettim. Temsil edildiğimi hissettim, bana seslenildiğini duydum. Özellikle Beyonce ve Lady Gaga hakkındaki görüşlerimin köşeleri törpülendi diyebilirim. 
Kafamın karışmasına sebep olan bir konudur bu dünyanın kadınları ve feminizm. Ben küçüklüğümde, ergenliğimde cinsimiz aynı olmasına rağmen nedense kadınların arasına ait hissetmemiştim kendimi; aynı zamanda erkeklerden kanka yapan, erkeklerle daha iyi anlaşıyorum, diyen kızlardan da değildim. Kendimi bu iki gruba da uyduramamıştım. Zamanla fark ettim, kadınlar içinde feminizmi farklı şekillerde savunan kesimler var. Bu sebepten çocukluktan beri içimde adını bilmediğim zamanlarda bile feministlik vardı, bunu hissediyordum, karakterimde olan bir şeydi. 
Benim ilk zamanlardaki düşünceme sahip kadınlar bir erkek gibi rahat hareket eden bir kadına kötü gözle bakıyorlar. Ben gördüm ve isterimki herkes bir durup düşünsün. Batıda kadılar birbirlerini teşvik etmeye, birbirlerine sahip çıkmaya başladığını görüyorum sosyal medyada fakat bizler hala birbirimize tırnak ğeçirme peşindeyiz. Gözümüz de açılmıyor bir türlü: kendimizi aşağıya çekiyoruz. 
Kadının sex unsuru olarak kullanılmasına karşı olanlar feminizmi savunuyor fakat kadının bir erkek gibi bu konularda rahat ve kısıtlanamaz olmasından yana olanlar da feminizmi savunuyor.
O zaman, bu durumda, insanların farklılığını kabul etmek, birbirimizi anlamaya çalışmak ve saygı göstererek birbirimizin yanında olmamız değil midir? Erkek egemen "dünyasında" birbirimize destek olarak bir şeyleri değiştirebiliriz, birlik olarak kararlı durabiliriz ve bu birliğin içine bu dünya sisteminin kısıtlı anlayışından zarar görmüş herkesi katıyorum; çocuklar, eşcinseller vs. zayıf görülerek zarar verilmiş herkes. 

7 Temmuz 2016 Perşembe

Birkaç gün önce "Sana Gül Bahçesi Vadetmedim" kitabını bitirdim. Deborah gibi bir Yahudi değilim, akıl hastanesine de gitmedim ama farklı yollarla farklı sebeplerden de olsa aynı şekilde dışlanmış hissetimve kendim ile diğer insanlar arasına bir duvar inşa ettim. Bunu ben yapmış olmalıyım, bu duvara benim elim de değdi.
Dr. Furi'yi hocamla, kendimi de Deborah'la özdeşleştirdim. Dünya bir gül bahçesi değil ama kedim karanlığa hapsetmek yerine yaşamdan alabileceğim tatlara gözlerimi açmalı ve bir tutam almak için ben de ellerimi uzatmalıyım. Bunun için her yeni gün mücadele gerektiriyor fakat benim içimde de yeteri kadar güç var. Yaşama potansiyeli taşıyorum ben de. Hayatın kuralları var, ondan almak istediğim şeyler varsa kurallara göre oynamalı; yaşama bağlanmalı.
Kazandığım zaman benim sesimi de duyacaklar!


6 Temmuz 2016 Çarşamba

pis sırıtışlı bildiri

Boşver INTJ'i. Diğerleri sözlerini kişiliğime sapladığı için yapıştım ona. Ama kişiliğinden vazgeçmeden kendini bulamazsın.






Bana sinir olsanız bile ben var olmaya devam edeceğim.
Kulaklarınızı tıkayın, inatla kendimi anlatacağım.
Gözlerinizi yumun ama ben başarılarımı kazanacağım.
Para için değil sevdiğim için öğreniyorum.
Karşımdakinin hisleri için değil, kendimi nasıl görmek istiyorsam öyle giyinmeyi seviyorum.
Sorun değil bir-iki round mağlup olduysam; planım kuralları öğrenip yorumlayarak kendi tarzımla yürümek.





3 Temmuz 2016 Pazar

bir karar var tüm savunmalara karşı

Bana aşk ve özgürlüğü iki ayrı seçenek olarak sunsalardı ve yalnızca birini seçme hakkım olsaydı; özgürlüğü seçerdim,
der kız kararlı bakışlarını adamın gözlerinden ayrımaz ve yüzündeki ciddiyeti bozmadan başını hafifçe yana yatırır.
Pardon, aşk eskilerde kaldı; tanımı unutulmuş bir kelime.
Evlilik mi demeliydim acaba? Mutluluk getirmeyen, nasıl yürütüleceği bilinmeyen, aslında istenmeyen fakat hala seneler boyu sürdürülen!
Öldürmeyen ama insanın içindeki bütün değerlere kasteden!



the pretty reckless- hit me like a man love me like a woman