16 Aralık 2015 Çarşamba



















































































































































                                                                                              keşke hiç olmasaydım

11 Aralık 2015 Cuma

biraz kendinle ilgilen

İnsanın kendisiyle ilgilenmeye ihtiyacı varmış. Michelle Phan'dan gördüm, öğrendim. :D Gerçekten kişiyi rahatlatıyor, tazeliyor ve enerji veriyor. Michelle Phan youtube'da ünlenmiş bir makyaj uzmanı. İyi bir seviyeye ulaşmış. Makyajla falan çok da ilgilenmiyorum aslında. Makyaj tutkunu olduğum için izlemiyorum, izlediğim videoların makyaj uygulamasını da yapmıyorum. Ben daha çok havasını ve sesini sevdiğim için izliyorum. İnsanı rahatlatıyor, sakinleştiriyor. :)
Dün matematik sınavımdan sonra biraz kendime ilgi gösteriyim dedim. :) Banyodan sonra kil maskemi sürüp saçlarımı yaptım. Ruhumuzun ve vücudumuzun bakıma, ilgiye ihtiyacı var.
Bu yazıyı okuyan arkadaşlar, vaktiniz varsa bir deneyin.
Telefonunuza meditasyon uygulaması indirin. Basit ve küçük bir meditasyon bile olsa iyi geliyor.
(Birkaç gün öncesine kadar bu kısa meditasyonları yaparken uykuya daldığım da oluyordu :D şimdiyse yine zorluk çekiyorum uyumakta yorgun olmama rağmen.)
Ya da şu sakinleştirici zen müziklerini bir deneyin. :)
Yüzünüze maske yapın, olmazsa temizlediğiniz yüzünüze argan ya da kayısı yağı gibi yağlardan sürün.
Yatağınıza uzanıp müzik dinleyin veya en sevdiğiniz köşenize çekilip kitap okuyun.

Sadece ama sadece kendin için yaptığın şeyler de ayrı bir tat veriyormuş. Bilgi edinmek için değil, sadece öylece okumak istediğin için sayfalarını çevirdiğin kitap, insanlar için değil kendin için yaptığın bakım ve makyaj, beğenilsin diye değil, satmak için değil, canın istediği için çirkin olsa dahi boyadığın bardaklar,.. işte bunlar ruha hitap eden, ruha değen şeyler.

Başka insanlara gösterebileceğimiz ilgiyi de içimizde bulabilmemiz için önce kendimize ilgi göstermemiz gerektiğini düşünüyorum artık. Saydıklarımdan bazıları hafifte olsa bir suçluluk hissettiriyordu sanırım. Ama şunu fark ettim kendim için yaptığım şeyleri bencillik olarak görmemeliyim çünkü belki sadece kendim için yapıyorum ama kendim için yaptığım şeyler, kendime gösterdiğim ilgi sadece beni tazelemiyor, başkalarına verebileceğim ilgi ve enerjinin kaynağı da oluyor.

Belki de bunu herkes biliyor ama ben yeni kabul ettim. :D

Son günlerde ne kadar bahsetmek isteğidim konular olsa da yazdıklarım ve ne kadar yazma isteği kabarsa da içimde yorgunluktan dolayı mı ne yazdıklarım bana yavan geliyor ne acıki :( , ama umarım yazdıklarımı beğeniyorsunuzdur. :)








8 Aralık 2015 Salı

Bugün okulda servislerin olduğu yöne doğru yürürken arkadaşla arkamızdaki iki çocuğun konuşmasına mecburen kulak misafiri olduk. Zaten fazlasıyla yüksek sesle konuşuyorlardı. Lafları da yeteri kadar anlamlı olsaydı bari. Hani güldük falan kendi aramızda ama aslında sinir bozucu sözlerdi.

x: Abi, Türkiye'de çok çok güzel kız yok ya, güzel ama çok güzel değil. Türkiye'deki kızlar çok çirkin. ( gibi bişiler demişti ilk)
y: Parası yok muymuş? (diğeri de böyle bi cevap vermişti)

Bana batan bi konuşmaydı birçok yönden. Yani ilki sen kendini nasıl bir dev aynasında görüp nasıl beğeniyorsun da böyle bir şeyi bu şekilde hiç rahatsız olmadan bangır bangır haykırabiliyorsun. İkincisi, ama bu fazla yüzeysel bir yaklaşım değil mi? Üçüncü güzel bulacağın kız seni yeteri kadar iyi bulacak mı acaba?

İnsanlar kendilerini başka insanlara beğendirmek için değiştirmemeli, hem görünüş olarak hem de davranışsal olarak. Güney Kore'de çok yaygın estetik ameliyatlar. Ben genellikle oyuncuların, şarkıcıların, zenginlerin yaptırdığını düşünmüştüm. Halka kadar ulaşmış ama. Yapmayın, kendinizden vazgeçmeyin. Hem anlamıyorum. Kafamda oturtamadığım bir yanı da birisi seni estetik yaptırdıktan sonra beğense hatta çok güzel olduğun için senin için yanıp tutuşsa falan, şu düşünceyle nasıl baş ediceksin: Böyle görünmeseydim, bana yine bakar mıydı, eski halimle şu anda yine onunla olabilir miydim?
Hayır hayır... Biri sizi siz olarak kabul etmeli. Güçlü durun, kendiniz olmayı sevin. Kendinize tapınmanız gerekmiyor, sadece kendinizi kabul edin ve kendinize sarılın.

Ve birbirimizin kendiliğine saygı duyalım. :)




1 Aralık 2015 Salı

bir derdim var

Feministlik erkek düşmanlığı ya da bir şeyi protesto etmek için soyunmak demek değil.
Feministlik, kadınların da erkekler kadar birey sayılması, değer görmesi, ikinci plana atılmasını önlemek, ciddiye alınmak için mücadele etmektir.
Kadınların ciddiye alınmasını istiyorum.
Daha şimdiden saçma sapan kadın-erkek meselelerinden gereksiz tartışmalardan bıktım ve yoruldum ama vazgeçmemem gerek. Biliyorum, pes etmemeliyim. İnsanlar her ne kadar anlamamakta ısrar etse de kendimi unutmamalı, kendi inançlarım ve değerlerim için yürümeye devam etmeliyim.
KENDİ inançlarım ve değerlerim!
Toplumun değil! Bu toplumun bize dayattıkları değil, küçüklüğümüzden beri. Haraketlerimizi istemsiz bir şekilde etkileyen bu kafamıza yerleştirilmiş yargılar değil. Bunu istemiyorum.
Şu zamana kadar kendimi anlatamadığımı fark ettim ve yeteri kadar uğraşmamıştım, bazen susmayı tercih etmiştim.
Buna dur demeliyim çünkü her susuş içimde rahatsız edici bir şeylerin birikmesine neden oluyor. En belirgini ise öfke.
Susar ve mücadele etmezsem istemediğim biri olacağım.
Erkek olmadığım için bir takım kalıplara, duvarlara, kurallara sıkıştırılmak zorunda değilim, bunu anlayın.
Bir karar var.
Kendimi riske atmaya karar vermek...
Geri çekildiğim sürece daha fazla üzerime gelincek.
Kız bebekle erkek arabayla oynar.
Kız başarılı olursa çalışkandır, erkek zeki.
Erkekler hareketli olur, kızlar sakin,uslu.
Erkek dağınık olur, kız düzenli.
Bu ve buna benzer sayması güç derecede çok boktan yargı ve dayatma var.
A, boktan demişken kızın ağzına küfür yakışmaz, kız küfür etmesin aman ne ayıp, erkek yapar. Erkek her şeyi yapar zaten.
Yok kız kısmı bi saatten sonra dışarı çıkmaz, yok erkek adam şimdi yapsın evlilikten önce halletsin.
Bizler bile kendimizi küçük görüyor, geri çekiyor, edilgen kalıyoruz. Bizler kendimizi toplumun gözlerinden görmeye zorlanıyoruz.
Erkeklerin bizim hakkımızda bilmediği daha bi ton şey var.
Ama bizler de kendimiz hakkında az şey biliyoruz, haklarımızın bile farkında değiliz.
Kontrol erkeklerdedir, yok erkekler azgın olur, kadınlar daha sakindir, erkekler kadar aktif değildir cinsel olarak da. Böyle bir şey yok. Bu kadından erkeğe değil, kişiden kişiye değişen bir durum.
Hadi erkekler bilmiyor ama ülkemizin kadınları da kendi cinselliklerinden bir haberler.
Ulan bi de neden şunu anlamıyorsunuz? Yani neden cinselliği bu kadar abartıyorsunuz. Tamam, evet, cinsellik bir ihtiyaçtır, doğal bir şeydir, evet hayatımıza da etkisi var ama neden bu kadar abartılıyor. Sanki insan tümüyle cinsel içerikli. Ama her şey bu kadar cinselliğe bağlanmak zorunda değilki. Ulan ben konuşurken sadece bir insan, bir birey, jihoo olarak konuşamaz mıyım? Nasıl anlatayım? Demek istediğim iki dk oturup cinselliği bir kenara koyup konuşmak mümkün değil mi? Cinsellik konuşurken bile cinselliği bir kenara bırakabilirsiniz. Bu olabilecek, normal bişi bunun bi farkına varın.
Yoruluyorum. İnsanlar, bu toplum, bu dünya beni yoruyor.
Ama şunu istiyorum; Sylvia Plath, Virginia Woolf, Marilyn Monroe, Pamela Spence gibi etkilendiğim, sevdiğim, anladığım kadınlarımı içime alıp biriktirip yürümek istiyorum.
Ve şu da var hayatında sağlam duruş sergileyen, güçlü, baskın karakterli kadınların da kadınlıklarının zayıf görülmesini, zayıflatılmasını anlamıyorum.
Lütfen, genel olarak, sadece bu konuda da değil, zihinlerimizi bi açalım ve biraz geniş bakalım şu dünyaya, ha?!
Bunlar daha söyleyebileceklerimin sadece küçük bir kısmı; aklımdaki bütün o yığılmışlığın özeti gibi. Bu bile üzerimdeki ağırlığın bir kısmını aldı, rahatlattı.
A, bir de feministlik kadın hakları savunulurken kadınların yanında yer alan, destek veren erkekleri sırf erkek oldukları için susturmak da olmamalı.
Eşit olmalıyız. Eşitten kastım, herkesin aynı şekilde bir birey olarak sayılması. Sadece kadın-erkek durumunda da değil. Farklı ırktan insanlar arasında da.  Ama iş adalete gelince, adaletin eşitlikle değil, tarafsızlıkla sağlanması gerektiğini öğrendik de görüyoruz da.
Ya da belki mevcut durumlardan bazı pozitif ayrıcalıklar sağlanmak zorunda kalınabilir günlük hayatta. Hem cinsiyet hem de ırk konusunda. Ama bu ayrıcalıklar, toplumdaki eşitlik düzeyinin olması gerektiği şekilde sağlanmasına kadar ve daha beter ayrıcalık sağlanan kesimi toplumdan koparmayacak şekilde olmalı diye düşünüyorum.
Nerden başladım nereye geldim.
Bugün şunu da düşündüm. Kadınlara hani duygusal oldukları için yargılarında pek güvenilmez ya. Öte yandan bugün şunu da görüyorum; belki kadınlar duygularına kapılarak hareket ediyorlar ama erkeklerde dürtülerine kapılıp hareket ediyorlar.
Bunları buraya sıralamam gerekiyordu. Anlatmaya bir yerden başlamam gerekiyordu, konuşmaya. Umarım iyi bir şekilde devamını getirebilirim.



"Demo koko ga boku no ibasho naraba mitasanai kara"    - Abnormalize (Ling Toshite Shigure)

Yani, "Ama eğer burası ait olduğum yerse benim için yeterli değil."


bunları anlatmaktan aciz anne babalar
gerçeklerden uzak düşmüş tüm kanunlar
"evet" demeye alışmış kadınlar