28 Ekim 2015 Çarşamba



So what is it now?  
Yani ne var şimdi ha?                                                                   
What is bothering you?  
Seni rahatsız eden nedir?                                                        
If there is something you want to say    
Söylemek istediğin bir şey varsa eğer                            
Just say it                    
Söyle gitsin                                                                
You’ve changed a lot    
Sen çok değiştin                                                          
(What are you talking about?)   
Neden bahsediyorsun?                                         
You were never like this
Sen hiç böyle değildin                                                        
(What was I like?)    
Nasıldım?                                                              
I feel like these days   
O günlerdeki gibi hissediyorum                                                            
You get annoyed at 
Rahatsız olurdun                                                                 
The way I talk, do my makeup, hair and clothes   
Konuşma tarzımdan, makyajımdan, saç ve kıyafetlerimden           
(That’s just what you think)   
Bu sadece senin düşüncen                                                
Weve been dating for                                                               
About 10 months     
Neredeyse 10 aydır çıkıyoruz                                                             
And I guess you get sick of                                                     
Seeing a face you see everyday
Ve sanırım her gün aynı yüzü görmekten bıktın
But like you, I have lots of people
That say they like me
Fakat senden hoşlanıyorum, benden hoşlandığını söyleyen bir sürü insan var
(Um, I’m not going to stop you
If you want to go to someone else)
Başka birine gitmek istersen seni durdurmayacağım
But what is this thing called affection
Fakat nedir bu etkileşim dedikleri şey?
My heart won’t listen to me
I’m sick of it,
But my body won’t leave!
Kalbime ve vücuduma söz dinletemiyorum, bu beni deli ediyor.
I guess this is love
Sanırım bu aşk
I guess I love you
Sanırım seni seviyorum
(Okay, well listen to me now)
Pekala, şimdi beni dinle
You’re to clingy
Fazla yapışkansın
(Um, no I’m not)
Hayır değilim
You’re too possessive
Aşırı sahiplenicisin
(You’re possessive too!)
Sen de öylesin
It’s not like we’re even married
But then why are you hanging on me
Like a wife, in all of my business?
Üstelik henüz evlenmedik bile, o zaman neden karımmış gibi her şeyime karışıyorsun?
Because I wanted you to notice me
Çünkü beni fark etmeni istiyorum
I cut my long hair and
Gave it a perm
Saçımı kestirdim ve perma yaptırdım
But when I asked you about it
Ama sana fikrini sorduğum zaman
You said in a contemptuous tone
“You look old”
Küçümseyen bir ses tonuyla "yaşlı görünüyorsun" dedin
(I loved you because your long hair)
Uzun saçını seviyordum çünkü
Because I wanted to see you so badly
I called you
Seni görmeyi çok istediğim için arıyordum
And asked you if your love me
Ve beni sevip sevmediğini soruyordum
But you sounded annoyed and simply said 
“I’m busy”
Fakat sesin rahatsız olmuş gibi geliyordu ve sadece "meşgulüm" diyordun
(I’m sorry, I guess I’ve been acting badly)
Üzgünüm, sanırım kötü davranıyordum
We need to talk
Konuşmamız gerek
(We might as well break up)
Ayrılabiliriz bile
I didn’t know you felt like this
Böyle hissettiğini bilmiyordum
(Don’t try to just pass it off)
Geçiştirmeye çalışma
Because you were always next to me
Her zaman yanımda olduğun için
I guess I started to take you for granted
Sanırım sana alıştım/ sana kesin gözüyle baktım
And stopped thinking of your feelings
Ve duyguların hakkında düşünmeyi bıraktım
We need to talk
Konuşmamız gerek
We really need to talk
Gerçekten konuşmalıyız
Even though we love each other
Birbirimizi sevmemize rağmen
Why do we make each other hurt
By saying unnecessary things?
Neden gereksiz şeyler söyleyerek birbirimizi incitiyoruz?
(I love you so much)
Seni çok seviyorum
We need to talk
Konuşmamız gerek

Evet, bitti.
Bir hevesle şarkıyı çevirmeye başladım.
İngilizce çevirisi pek de iyi değilmiş aslında ve daha düzgününü de bulamadığım için buna devam etmek zorunda kaldım. Umarım Türkçe çevirim de fena olmamıştır. Bazı cümleleri sözlerin aslında ne demek istemiş olabileceğini düşünerek çevirdim.

18 Ekim 2015 Pazar

boş

Yorgunum.
Gücüm yok, ne başkası için ne kendim için
Hiç bir anlamı yok konuşmanın
Kimse birbirini anlamıyor
Ucundan bir tutsunlar hemen kendilerini insan sarrafı sanıyorlar.
Bilmiş bilmiş bakıyorlar.
Ne insanlar geldi geçti sen mi alimi oldun bu dünyanın?
Anlatmak zor.
Artık anlatmaya uğraşmak da istemiyorum.
Kalmadı.
Nasıl...

Ben de gözlerimi kapayıp kendimi uçuruma mı bırakmalıyım, aynı sizin gibi?

Her gelen yaşta dünya daha çekilmez oluyor, insanlar ve kendin...





Birisine anlatmak da ucuzlatıyor ya işi, ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi? En iyisi susmak.       
                                                                                                                   Leyla Erbil

12 Ekim 2015 Pazartesi

neden!



Bitmiyor kötü haberler...
Hep beraber gülebildiğimiz bir zaman olacak mı acaba?
Sonbahar...
Hep sonbahar
Unuttuk diğer mevsimleri
Nerede bizim başlangıçlarımız?
Hep bir son
Hep bir son...
Bitmeyen "son"lar...


3 Ekim 2015 Cumartesi

going and then coming back my blues... uuuu uuu uuu mmm...

Vauv! İlk hafta beklediğimden iyi geçti aslında. :) Tanıştığım yeni insanlar oldu, gayet de sıcak ve bana yakın hissettiriyorlar. Bölümün soğukluğunu onlar da fark etmiş bu arada. Geçen sene aptallık yarı dönemde bölüme geçerek aptallık ettiğimi düşünüyordum. Şu an bilemiyorum, belki de götürüleri getirilerinden daha fazladır ama geçtiğim için pişman değilim. Şunu da fark ettim. Birinci sınıflar için bu sene bölüme alışma senesi olacak. Bölümü, okuldaki insanları daha önceden gözlemleme fırsatı yakaladığım için ve alışma faslını yarı dönemle atlattığım için kendimi biraz daha rahat hissediyorum.
Yalnızlığı çokça hissettiğim için grupların dışında kalmış kişilerle iletişim kurmak ve yanlarında olmak istiyorum. Yakın bir arkadaş gibi hissettiremesem de en azından onları da rahat hissettirmek istiyorum ortamda ama bunu her zaman ve herkese yapamıyorsunuz. Yalnız hissettiren biri olmak da korkularım arasında. Fakat siz ne kadar istemeseniz de insanlara yalnız hissettirebiliyorsunuz ve bu sizin elinizde de değil her zaman. Ne kadar uğraşsanız da öyle hissettiriyorsanız öyle hissettiriyorsunuzdur. Hatta böyle durumlarda aşırı çabalamak işi daha da berbat ediyor. Biraz da sizin ve karşınızdakinin kim olduğuyla alakalı. Uyuşmuyorsa uyuşmuyor.
Bazen de ipleri bırakmak gerekiyor. Sal açılsın, olacağı varsa bir bakmışsın kendiliğinden bağlanıvermiş.